DEĞİŞİM
İnsanlar, sistemler, kurumlar ve toplumlar onları saran çevreleriyle karşılıklı ve sürekli bir etkileşim halinde olan yapılardır. Çevreyi etkiledikleri gibi, çevreden de etkilenirler. Dolayısıyla değişim, doğanın bir gereği ve yaşamsal döngünün bir parçasıdır.
Değişim, varoluşun gereği ve gelişimin temelidir. Hayatta kalabilmek ve yaşama devam edebilmek için, hayatın getirdiği değişimlere, inişlere, çıkışlara, kazanımlara ve kayıplara uyum sağlayabilmek şarttır. Yaşamın kalitesini de bizzat bu uyum ve esneklik belirler.
Değişim ne demektir ?
Var olan bir şeyi, bir uygulamayı, bir yapıyı ya da bir sistemi daha önce olduğundan farklı bir hale dönüştürmektir. Değişim, farklılaşmadır; yeni yollar, yeni çözümler, yeni baş etme mekanizmaları aramaktır.
Değişim; esneklik ve yaratıcılık gerektirir. Küçük adımlarla, belirli bir sistematik çerçevesinde, planlı ve kontrollü bir değişim, gelişimin temelini oluşturur. Kurumsal ya da toplumsal değişimin yolu bireysel değişimden ve kişisel gelişimden geçer. Değişim sürecinin yönü de anlamlı bir dinamiktir; değişimin içten dışa, bireyden topluma gerçekleşmesi daha sağlıklı bir alt yapı teşkil eder.
Değişim, olumlu yönde de olabilir, olumsuz yönde de ;
Değişim; gelişim, ilerleme ve iyileşme hedefi güdülerek gerçekleşen bilinçli ve planlı bir süreç olabileceği gibi, kendiliğinden, istemsiz ve plansız şekilde gerçekleşen bir etkileşimin sonucu olarak bir gerileme, bir yozlaşma ya da bir çözülme olarak da tezahür edebilir.
Değişim süreci; belirli düzeyde bir sıkıntıyı, stresi ve sancıyı da beraberinde getirebilir...
Güven, en temel insani ihtiyaçtır; ve değişim, insanların güvenlik duygularını tehdit eder. İnsanlar için; yeni bir şey denemek, bir şeyi farklı şekilde düşünmek ve yapmak bazen bir risk almak anlamına gelebilir ki bu da her zaman çok da kolay değildir. Çünkü insanoğlu, yeni olandan, bilinmeyenden, belirsizlikten, denemekten ve denediğinde yanılmaktan, başarısız olmaktan korkma eğilimindedir. Alışkanlıkları değiştirmek zordur çünkü alışkanlıklar, rutinler ve bilinen şeyler insana güvenlik ve konfor duygusu verir.
Değişmek, ve dolayısıyla öğrenmek ise; zaman alır, emek ve enerji gerektirir. İnsanlar, yeni bir şeyi öğrenmektense bazen eski bildiklerini yapmayı sürdürmeyi tercih ederler.
Değişim karşısında insanların farklı duruşları ve farklı tepkileri vardır...
Bazı insanlar değişime daha açık, daha yatkındır. “Değişime uyumlu insanlar” olarak da tanımlanan, bu insanların bazı ortak karakteristik özellikleri vardır. Bu tarz insanların özgüvenleri gerçekçi düzeyde yüksektir, aynı zamanda yaratıcı ve esnek bir yapıları vardır. Güçlü baş etme mekanizmalarına, etkin problem çözme becerilerine ve etkili iletişim becerilerine sahiptirler. Zorlukları ve engelleri birer fırsat olarak değerlendirebilme potansiyelindedirler. Gerçekçi bir iyimserlik, inanç ve içsel motivasyon taşırlar. Günlük programlarında çok yönlü uğraşlar, renk, çeşitlilik ve denge vardır.
Bazı insanlar ise değişimden ürkerler, değişim fikrine şüpheyle bakarlar, değişim karşısında korkarlar, kaygılanırlar, eski alışkanlıklarına ve kendi doğrularına sıkı sıkıya bağlıdırlar. “Değişime dirençli insanlar” olarak tanımlanabilecek bu yapıdaki insanların profillerinde ise dogmatiklik, sabit fikirlilik, düşünsel ve davranışsal katılık dikkat çeker. Genellikle kaygılar ve endişeler taşırlar;
Özgüvenleri kırılgandır ve dışardan gelebilecek etkiler karşısında motivasyonları kolay kırılabilir. Çatışmalar ve problemler karşısında baş etme becerileri yetersiz kalabilir; sık hastalanma ve bedensel yakınmalar yaygın olarak görülür.
Değişimin 6 temel prensibi ;
1.Değişmek istemek ve değişebileceğinize inanmak, değişimin anahtarıdır.
2.Kişinin değişim sürecinde olan aktif rolü ve katılımı esastır.
3.Yavaş ve küçük adımlarla gerçekleşen değişim, birden, büyük adımlarla olan hızlı değişimlere kıyasla daha sağlıklı ve kalıcıdır.
4.Denemeye devam etmek, tekrar tekrar denemek, inancı ve motivasyonu korumak önemlidir.
5.Hedefleri operasyonel tanımlamak, somuta indirgemek, süreci ara ara değerlendirmek ve geribildirimlerle desteklemek, değişim sürecini daha sağlıklı ve kalıcı kılar.